www.servi.bel.tr  

 

BELDEMİZE BAĞLI KÖYLER

Sivan, Belediye kurulmadan önce 33 muhtarlık ve 86 mezra’dan  oluşurdu.Terör nedeni ile üç köy Diyarbakır iline bağlandı.Bu köylülerin isteği ile oldu.Şimdi ise Belediye mahalle muhtarlıkları dahil 34 muhtarlıktır.7 mahalle 27 ise köy muhtarlıklarıdır.Genç ilçesi Sivan dahil 75 Muhtarlıktır.Bunun 34 ü ise Sivan’a aittir.Sivan’a ait köy listesi aşağıda verilmiştir.

 

SARIBUDAK

            Servi’nin güneyinde yer alır.Terör döneminde göç edilmiş olup kısmi dönüş yapılmıştır.Çok kalabalık bir köyümüzdü.Soğuk suları ile meşhur Saklıca isminde bir mezrası vardır.İlk Nahiye Müdürü Molla Halil’in köyüdür.Kışları bol güneş almakla beraber fırtınalı geçer.Sınırları Dicle Nehrine kadar uzanır.Gerdekan yaylası soğuk ve bol suları ile gerçekten görülmeye değer.Köyün geçim kaynakları tarımcılık ve hayvancılık üzerinedir.Üzüm yetiştiriciliği gelişmiştir.Saklıca mezrasında önceleri ağaç bakraç yapımı ve taş işletmeciliği başlıca geçim kaynağı idi.Ancak şimdi ise tarihe karıştı.Sarıbudak Çok eski bir yerleşim merkezi idi. Köyün doğusunda Gerdekan ve Derey Dızdey Kafıru mevkilerinde Bizansa ait kalıntılar ve mezarlar vardı. Köylü tarafından tarla ve bağ açılmak suretiyle evlere ait kalıntılar yok edildi.Eski ismi Melekan dır. Yüksek ve güzel bir yerleşime sahip olduğu için Melekan denilmiştir. Melekan kelime anlamı olarak Meleklerin mekanı anlamını taşıyor.Saklıca mezrasının eski ismi ise Horsik tir.

ÇAYBAŞI

Eski  ismi  Rüy Melekun dur.  Önceleri Sarıbudak   köyüne bağlı   bir mezra idi. Zaten Halkın çoğu Sarıbudaklıdır.Köyde ilkokul ve camii mevcuttur.

İçme suyu hiç yoktur.Köyün içinden akan Diri çayından içme suyu temin edilir ancak kış mevsiminde oda bulanır.İklimi tam manasıyla Diyarbakır ikliminin aynısıdır.Köyün başlıca geçim kaynağı tarımcılık, hayvancılık ve üzümdür. 

YAYDERE

            Servi’nin güneyinde yer alır son sınır köyümüzdür.Eski ismi Şeley Haydun dur.Terör döneminde göç etmiştir ancak büyük bir kısmı geri dönüş yapmıştır.Başlıca geçim kaynakları tarımcılık,hayvancılık ve üzümdür.Köy halkı çok çalışkandır.Dicle Nehrinin kıyısındadır.Dicle Nehrinden motorlarla su çekip ekinlerini sularlar.Köyde bir sağlık evi vardır.Ayrıca kubbeli ve güzel bir camisi vardır.Köy ismini Haydar isminde bir şahıstan ve Şel yani çayırlıktan almıştır.Çayırlık olan yeri Haydar kazar ve su çıkar köyün halen kullandığı içme suyu budur.Şel ve Haydar’ ın (r) si değiştirilip ve ikisi birleştirilerek Şeleyhaydun ismi verilmiştir.Köy 200 yıllık bir geçmişe sahiptir.

ÇOBANÇEŞMESİ

            Servi’nin güneybatısındadır.Eski ismi Direy’dir. Daha önce kalabalık bir köy idi ancak bazı nedenlerden dolayı dağıldı.Köyde içme suyu bulunmamaktadır.Köyün altından akan Diri çayından içme suyunu temin ediyorlar.Köydeki maden ocaklarında kurşun ve çinko bulunur.İşletmeye açık olduğu halde terörden dolayı kapatıldı.İşletmeye açılsa bölge         ekonomisine ve istihdama çok büyük katkı sağlanmış olur.Geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.İsmini civar köylerin davarlarını öğle istirahati vaktinde buradan akan çayda susuzluklarını giderdikleri için Çobançeşme ismi verilmiştir.Eski bir yerleşim merkezi değildir.

HARMANCIK

            Servi’nin batısındadır.Eski ismi Rızo veya Rızvu şeklindedir.Büyük bir kayalığın altında yer alır. Kayalık büyük bir tehlike arz etmektedır.Geçim kaynağı tarımcılık ve hayvancılık üzerinedir Köyde büyük bir su kaynağı bulunmaktadır.Eskiden suyu daha çok idi ancak depremde zarar görerek azalma göstermiştir.Çetinkaya isminde bir mezrası vardı ancak uzun zamandan beri boştur.Eski bir yerleşim merkezi değildir.200 yıllık bir geçmişe şahiptir.Hanefi (Kelhın) başı kel olduğu için Kelhın derler isminde bir şahıs tarafından kurulmuş olup hikayesi şöyledir.Kelhın ağa Harmancık deresinin Diri çayına döküldüğü yerde çadır kurmuş ve bir çobanı vardı.Çoban her gün öğleleri davarları dere kenarında yatırırdı .Sürüdeki bir  teke çalılıklara girip su içerdi.bu hal 10 gün devam etmiş.Birgün çoban tekeyi takip etmiş bakmış ki teke Harmancık deresi içinde su içiyormuş.Elini soktuğunda bakmışki su soğuktur.Bu durumu ağasına haber vermiş. Ağası da dere içindeki çalı ve dikenleri kesmeyi emretmiş.Anlatılanlara göre kese, kese .Harmancık ta çıkmışlar birde bakmışlarki su kaynağı büyük bir kayanın altındadır.Hemen çadırını söküp kaynağın yanına kurmuş ve ev yapmayı emretmiş .Bugünkü Düzgören soyadını taşıyanlar Kelhın ağanın torunlarıdır.Ahalisinin diğer kısmı ise Alaaddin,Direkli,ve Karlıova dan gelmişlerdir.Kaya düşmesi sonucu dul bir kadının evi isabet almış ve kendisi ölmüş ancak kızları kurtulmuştur.Hakkında ağıt yakılmış.

 

ERİCEK

            Servi’ nin batısındadır.Eski ismi Hemsur olmakla Diri çayının her iki yakasında yerleşmiştir.Geçimi tarım ve hayvancılık üzerinedir.Eski bir yerleşim merkezidir.Alaaddin ve Eskibağ köylerinden geçen dere burada Diri çayına dökülmektedir.Eski bir yerleşim merkezi olmasına rağmen mezarlık dışında her hangi bir kalıntı yoktur.Köyün yaşlılarından öğrendiğimize göre eskiden köy çok büyük olup 4 tane camisi vardı.Ancak şimdi hiçbiri yoktur.Köyde maden suyu vardır.Suyun arkasındaki tepede yaşlıların anlattıklarına göre bir mağara vardır,ancak şimdi kapanmıştır. 

ESKİBAĞ

            Servi nin batısında Akdağların ziyaret tepe denilen tepenin yamacındadır.Eski ismi Huynu olup Görülü (Gevil)isminde bir mezrası vardır.Görülü yüksek ve kışın bol güneş görür.Eskibağ ise çukurda ve aşağıda olduğu için az güneş görür.Kışları ulaşıma kapalıdır.Anlatılanlara göre çok karın yağmasıyla çığ düşüp şans eseri kimse altında kalmamış ancak bir köpek çığa kapılıp yuvarlanan çığın üstünde ters istikamet koşup Diri çayına ulaşan çığın üstünden fırlayıp karşıya geçmiştir.Sonrada dönüp çığ üzerinden köye dönmüştür.Çok kar yağarsa bu mezra çığ tehlikesi ile karşı karşıya kalır.

 

ALAADDİN

            Elazığ ın Arıcak ilçesi ile sınır olup Servi nin batısındadır.2619 metre yükseklikteki Büyük Akdağın eteklerindedir.Köyün rakımı 1275 dir.Sivan nın en büyük köyüdür.Sınırı Letan kayalıklarına kadar uzanır.Köy iki mahalledir.Ayrıca üç mezrası vardır ancak üçüde boştur.Halkın çok büyük bir kısmı göç edip Adana, İzmir ve İstanbul a yerleşmiştir.Adana da bir mahalle kurmuşlardır.Köyde ilkokul camii ve sağlık evi mevcuttur.Güneyindeki tepede Kalemın isminde bir ziyaret vardır.Asıl ismi Ömer olup köylü Kalemın yani benim pirim dedem demektir.Her yıl Adana İzmir ve İstanbul dan da gelenlerin katılımı ile büyük bir coşku ve sevinç ile bir çok hayvan da kurban ederek başında Kuran okurlar.Sonrada köye gelip eğlenceler ve yemeklerle adeta festival düzenlerler.Civar köylerden de çok katılan olur.Kış mevsiminde çok kar yağar yolları da ulaşıma kapanır.Daha öncede anlattığımız gibi eski bir yerleşim merkezidir.Büyüklerimizden öğrendiğimize göre ismini Alaeddin Keykubat tan aldığını  öğreniyoruz.. .

YATANSÖĞÜT

Eski ismi Fatraküm dür. üç mahalleden oluşur.Kalabalık bir köy olup nüfusunun çoğunluğu Adana dadır.Fatraküm ismini Palu ağaları burası bizimdir deyip mahkemelik olurlar.Ağalar burada ev falan yoktur derler.Köylüde o zaman konar göçer durumda idi.Hakim kendilerine eviniz köyde yokmu der.Evet yoktur derler.O zaman gidin küm yapın keşif günü gelip göreceğim der.Onlarda gelip küm yaparlar. Keşif günü Hakim gelip ağalara hani ev falan yoktu işte bunlar ev değil mi der ve davayı köylü lehine sonuçlandırır.O günden sonra ismi Fatraküm olarak kalır.Köyde ilkokul camii ve sağlık evi mevcuttur.1991 İlkbaharında sel afatı ile bir bölümü yok olmuştur.6 kişi selde boğulmuştur.Ayrıca Jandarma Karakolu vardı ancak terör döneminde kaldırılmıştır.Grup köylerin merkezi konumundadır.Geçimi tarım ve hayvancılıktır. Köyün üstündeki Ziyaret tepenin yamacında Bizansa ait yapı kalıntıları mevcuttur.Dillere destan olmuş Keloğlu ve Pehlivanı hikayesi şöyledir.

Keloğlu bir gün çobanı ile beraber Palu ya giderler.O gün de pehlivanlar güreşiyorlarmış.Seyre dalmışlar.Birden çobanı ağam ben de güreşmek istiyorum, der.Ağası bu senin işin değil der ise de çobanı vaz geçiremez..Peki sen güreş bilir misin der hayır ben güreş bilmem ama bu pehlivanları yenebileceğimden eminim. Çünkü ben bir elimle koyunlara kaval çalar diğer elimle de keven çıkarır koyunlara atarım,der.Ağa öyleyse benden sana izin der ve çobanı er meydanına salar.Pehlivan etrafında dönerek el çırparken kendi ne diye döner durursun eninde sonunda elime geçersin der ve pehlivanın hamlesini bekler. Pehlivan hamle yapınca da belinden tuttuğu gibi kaldırıp yere çarpar.Pehlivan oracıkta can verir.Keloğlu ve pehlivanı da o günden sonra dillere destan olurlar.Yaşlı dedelerimiz bunu böyle bize anlattılar

YAZILI

Yatansöğüt ile aynı istikamette olup geçit vermez amansız ve çetin bir yola ve yerleşime sahiptir.Manzarası büyüleyici ve yazları serin ve nefis bir havaya sahiptir.Eski ismi Sayer dir.Soğuk ve bol suları köye ayrı bir canlılık vermektedir.Bizler Servi gibi düzlük bir arazide zor dengeyi sağlarken Yazılılar o sarp dağ yamaçlarında sırtında yükleri ile düz ovada yürüyormuş gibi serbest hareket eder.Yaratan Allah onları da öyle yaratmış..Çok çalışkandırlar.Köy yolu zigana geçidini andırır.Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Sayer şelalesi manzarasına doyum olmaz.Köyün kuzey istikameti 2 km mesafede ve köyün üstünde yer alan Düşey Mur ismindeki mezrası gerçekten hoş bir manzaraya .sahip olup şu anda içler acısı bir durumdadır.Çetin dağ şartları ve imkansızlıklar üstüne birde ulaşım ve elektrik sorunlarını aşamayan köylü göç etmekten başka çare bulamayıp Adana gibi şehirlere yerleşmiştir.

Yol olmayan yere gidilemez.Gidilemeyen yerden fayda görülemez.Vatanımızı baştan başa tanıyabilmek ve ona hakkıyla hakim olabilmek için vatanın her köşesini yollarla donatmak lazımdır.

Yolsuz vatan damarsız insan gibidir.Yolsuz millet cansız bir cemiyettir.Vatan için yol,insan için kan gibidir.Vatanda yol varsa, insanda kan, millette can var demektir.

GÜNKONDU

Eski ismi Kasu olup Sivan ın en yüksek rakımlı köyüdür.1475 rakımlıdır.Elazığ a sınırdır.Ulaşım konusunda Yazılı dan daha fazla sıkıntılıdır.Kışları çok kar yağar.Günkondu ismini güneşin ilk ışıklarının köye vurmasından alır.Sivan bölgesinde her yerde taze dut kalmazken burada taze dutun en bol zamanıdır.1991 yılı ilkbaharında bir sel afatı yüzünden 3 ev sele kapılmış 10 kişide  boğularak hayatlarını kaybetmiştir.Yeniçağ isminde bir mezrası vardır.Çok nefis bir havası ile en temiz yerleşim merkezidir.Mezra tam manasıyla bir doğa harikasıdır.Bazen yaz mevsimi sonuna kadar dağ yamaçlarındaki derin çukurlarda çığ sonucu biriken kar yerde kalır.Aslında Yazılı ve Günkondu manzaraları insanı büyüleyip kendini masallardaki peri ülkelerindeymiş gibi bir his verir.Buraların güzelliklerini anlatmak için kelimeler yetersiz kalır.İçme suları buz gibidir.Geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Yeniçağ mezrasına yol gitmiyor.

SIRMALIOYA

            Servi nin kuzeybatısındadır.Eski ismi Sarıabdal olduğu halde Sırmalıoya olarak değiştirildi..Zazacadaki ismi Avdalu dur.Sırma tepenin yamaçlarında kurulmuştur.Eski bir yerleşim merkezidir.Yatansöğüt köyü ile ortak bir yaylası vardır.Yayla Selçuklular döneminde bir köy idi. Kubatan köyü derler.Ancak şimdi yer yer kalıntısı mevcuttur.İsmini Alaeddin Keykubat tan aldığı tahmin ediliyor.Sırmalıoya ise sırma tepenin yamaçlarındaki rengarenk bitki örtüsünün oya işlemesini andırmasından almıştır.Köylünün anlattıklarına göre Sırmatepe yani Şarık tepesinden bazen acayip patlama seslerinin çıktığı söylenir.Şarık patladı derler.Bunu civar halkı da doğruluyor.Kubatan köyünün kurucusu köylüye göre Kubat Ağadır.Ancak Kubat Ağa hakkında her hangi bir bilgi mevcut değildir.Kubatan yaylası serin ve soğuk suları ile Akdağ yamaçlarına ayrı bir güzellik veriyor.Sırmalıoya köyünün hemen altında bir mağara vardır.Ancak ağzı şu anda kısmen kapatılmıştır.Mağaranın uzunluğu hakkında her hangi bir bilgi mevcut değildir.Çünkü inceleyen olmadı.Okulun bulunduğu mahalleden Osmanlı dönemindeki bir savaşa 50 kişi katılmış ancak dönen olmamıştır.Mahallenin üstündeki Mevt mezarlığına eskilerden sonra ölen bir çocuğu defin etmişler ancak ertesi gün baktıklarında ölü toprağın üstündedir.Buna şaşırmışlar tekrar defin etmişler ancak ertesi gün yine öyle olmuştur.Bu defa köyün altında bulunan mezarlığa defin etmişler.Köylü tarafından mezarlığa ölü kabul etmeyen mezarlık diye tarihe not düşmüşler.Temur mahallesi ismi ile dikkat çekicidir.Temur Türkçe bir isimdir.Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Kışları çok kar yağar

MOLLAİBRAHİM

            Servi nin kuzeybatı istikametindedir.Yolu Yatansöğüt ten ayrılır.Eski ismi Küzık olup Baziyu (Tokmacık) isminde bir mezrası vardır.Dutları ile meşhurdur.Terörden dolayı göç edilmiş bir aile dışında dönüş yapan olmamıştır.Tokmacık Sırma tepenin yamacında Mollaibrahim deresinin başlangıç noktasındadır.

GÖNÜLAÇAN

            Servi nin kuzeyindedir.Eski ismi Haydu dur.Kapaklı isminde bir mezrası vardır.Köy fazla eski bir yerleşim merkezi olmamasına rağmen ancak mezra eski bir yerleşim merkezidir.Ancak eskiden göç edenler olmuş bir daha da geri gelmemişler.Köy ile mezra arasındaki tepede Haydan ziyareti vardır köy ve mezra cevizleri ile meşhurdur.başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır Servi çayının başlangıcı Gönülaçan ın kuzeyinden başlar.Ormanlık alanları boldur.

GERÇEKLİ

            Eski ismi Heylani Kebir olup aşağı ve yukarı Gerçekli diye birbirinden uzak iki mahalleden oluşur.Üç tane mezrası vardır.Bayramlı (Mışkiğ)Kapılı (Seferan) ve İğdecik (Vareyzür veya Verezür) dür.Geniş bir alana sahiptir.Meşhur Sofu Şeker in köyüdür.Mezarı da köyün içindeki mezarlıktadır.Yukarı Gerçekli kendi arasında dört mahalleden meydana gelir.Sivan bölgesinde ilk İlkokul 1950 de Gerçekli köyünde yapılmıştır.Aşağı Gerçekli de iki ayrı kısma ayrılmış olup derenin her iki yakasında  kurulmuştur.Şekeran yaylası çok meşhurdur.Bu konudan ayrıca bahs edeceğiz.Köy eski bir yerleşim merkezi olup büyüktür.Mezralarından sadece Seferan, kısmi olarak doludur.Yukarı Gerçekli de Sofu Şeker in evi 2004 yılına kadar ayaktaydı ancak yıkılıp yerine yenisi yapılıyor şu anda .Yaşlıların anlattıklarına göre 600 ile 700 yıllık bir geçmişe sahiptir.Yalnız kısmi olarak tamir görmüştür.Evin ortasında bir sütun vardır.Meşe ağacındandır.Bu sütun Şekeran yaylasından Sofu Şeker in evinden buraya getirilmiştir.Bu ev yapılmış ama üstü kapanmadan Sofu Şeker bu sütunu alıp duvardan evin ortasına atmıştır ve dimdik ayakta durmuştur.O günden bu güne hala ayakta duruyor.Köylü tarafından yontularak hastalıklara şifa niyetiyle yiyilmiştir.Ancak Şeyh Selahaddin (Şeyh Said in oğlu) tarafından perde ile kapatılmıştır.Halen perdelidir.Bir zamanlar hırsızlar köyden tereyağı çalıyorlardı. Bu hırsızlar başka yerlerden geliyorlarmış.Ama köylü bununda çaresini bulmuştur.Herkes tereyağını bu sütunun bulunduğu evin ahır kısmına sütunun yanına koymuşlar.Hırsızlar çalmaya geldiklerinde ahıra girmişler yağları almışlar ama çıkaramamışlardır.Çünkü kapı yok oluyormuş bıraktıklarında kapı açılıyormuş aldıklarında ise tekrar kapı yok oluyormuş.Ve böylelikle yağ çalmaktan vaz geçmişler hırsızlar.Sofu Şeker in asıl ismi Şükrü dür.Çok cana yakın ve tatlı sözlerinden dolayı Şeker lakabı ile meşhur olmuştur.Keramet sahibi bir zat idi.

            Bayramlı mezrasında demir madeni yatakları vardır,bu konudan ayrıca bahs edilecektir.

ŞEKERAN YAYLASI

Şekeran yaylasının rakımı 1900 metredir.Sırma (Şarık Şıvan ) tepenin kuzeydoğusundaki yamaçlarındadır. Düzlüktür.Buz gibi soğuk ve şifalı suları yöre halkını kendine çeker.Eskiden Palu dan atlara binip bu şifalı sularda şifa arayanlar da olurdu.Sofu Şeker in evinin yeri, Yaptığı çeşmesi ve  üzerinde namaz kıldığı taş seccadesi hala olduğu gibi duruyor.Meşe ağaçları tarihe meydan okurcasına kavak ağaçları gibi dik, uzun ve tepesi hariç dalsız ve budaksızdır.Adeta bir şemsiyeyi andırır.Yayla adeta bir doğa harikası gibi insanı büyüler.Ağaçlar fazla sık değildir.Ancak ağaçlar güneş geçirmezler.Yayla için Doğanlı ve gerçekli köylüleri devamlı kavga ederlerdi.Ancak bir türlü bitmezdi.Nihayet Sofu Şeker devreye girer ve Şekeran yaylasını Gerçekli köyüne kazandırır, ve böylece kavga da nihayet bulur.Yaylada Alıç ağaçları ve meyvesi boldur.Hem beyaz hem de sarı ve kırmızı meyveli olanları vardır.  Yayla terör döneminden önce yazları şenlenirdi.Ancak şimdi ise ıpıssız kalmıştır.Yayla ismini Sofu Şeker den alır.Sofu Şeker o zamanlar yazları yaylada otururmuş.Sofu Şeker in asıl ismi Muhammed Şakir dir.Yaylanın güneyinde 12 veya 13 adet büyük çukurlar mevcuttur.Aynı anda hemen yanında da aynı büyüklükte tepecik vardır.Tahminimiz bu çukur ve tepeciklerin göktaşları düşmesi sonucunda oluşmuş olması yönündedir. Zaten yaylanın kendiside başlı başına büyük ama düz bir ovayı andırır şekilde çukurdur. 

Gerçekli köyün üstündeki tepenin arka kısmında da Ayı ormanı vardır.Her zaman Ayı görmek mümkündür.İsmini de bundan alır.Görülmeye değer bir yerdir.Sırma tepenin yamacındadır..

GÖZERTEPE

Servi nin kuzeydoğusu istikametindedir Eski ismi Avnik olup Gözertepe ismini köyün kuzeyinde bulunan topuk bir tepeden almıştır.Servi den önce Jandarma Karakolu burada idi.Sonra Servi ye taşındı..Köyün geçim kaynağı  tarım ve hayvancılıktır. Eski bir yerleşime sahiptir.Ancak Maden köşkü dışında herhangi bir yapıya rastlanılmamıştır.Köyde okul ve camii mevcuttur.Bu köyde de demir madeni mevcuttur.

MADEN KÖŞKÜ

            Kimler tarafından yapıldığına dair elde kesin bir kanıt bulunmamakla beraber Bizanslılar tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir.Ancak ne yazık ki tahrip edilmiştir.Yinede büyük bir kısmı harabe olarak dimdik ayakta durmakla zamana meydan okumaktadır.Yaşlılarımızdan öğrendiğimize göre 500 metrekarelik bir alan üzerinde inşa edilmişti.Şu anda orta kısmı ayakta duruyor.Yapımında taş,tuğla ve bir çeşit beton kullanılmıştır.Yine yaşlılarımızdan öğrendiğimize göre köşkün altından bir tünel açılıp Gerçekli çayının karşı tarafına geçilmişti,ancak kapatılmıştır.Köşke yakın Bayramlı ya giden eski patika yol üzerinde mezarlık vardır.

KAVAKLI

            Eski ismi Haraba olup Çomak ve Ekinli isminde iki mezrası vardır.Ekinli de şimdi yaşayan yoktur.Kavaklı da Fosfat madeni mevcuttur.Geçim kaynağı tarım ve hayvancılık üzerinedir.Köy eski bir yerleşim merkezi değildir.Köyde camii ve okul vardır.Ekinli mezrasının tarihi köyden daha öncelere dayanır.

DİREKLİ

            Servi nin doğusunda olup eski ismi Wışkçür dür.Üç mezrası vardır.Yedievler (Pıkvare) Usulca (Atman) ve Taşören (Haraba) dır.Köyde bir camii ve ilokul vardır.Usulca mezrasında Jandarma Karakolu vardır.Taşören mezrasında da ilkokul vardı .Bu köyde eskiden çok biber yetiştiriciliği yapılıyordu.Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Köy eski bir yerleşim merkezidir.

YELKAYA

            Servi nin doğusundadır.Eski ismi Gülüku dur.Dört mezrası vardır.Koyunoba (Buni),Köprüce (Buçsür),Kürüktaş (Mialu) ve Kocakaya (Belaziz) dir.Geçimi tarım ve hayvancılıktır.Terörden dolayı göç olmuştur,ancak çok az kişi dönüş yapmıştır.Eskiden çok sebze yetiştirilirdi.Körüktaş mezrasında ilkokul ve camii vardı..Köprüce mezrasında da okul vardı

DÖŞEKKAYA

            Servi Genç yolu üzerinde olup eski ismi Mehmudu dur.Gülüce (Peheney) isminde bir mezrası vardır. Köyde bir ilkokul ve camii mevcuttur.Geçimi tarım ve hayvancılıktır. Çayın her iki yakasında  yerleşme vardır Köyde kavak yetiştiriciliği meşhurdur.6 kardeş Erzurum tarafından göç edip buraya yerleşirler.İsimleri şöyledir.Mahmut,Gazi,İbrahim,Kasım,Hasan ve Hüseyin dir.Bunlardan Mahmut burada kalarak ismine binaen köyün ismi Mahmudan olarak kalır.Gazi; Gaz, (Güzeldere) İbrahim İbremu,(İbrahimler)Kasım; Kasıman a (Sancaklı) Hasan; Hasenu, (Üçgül) Hüseyin ise kıl higay heyd e göç ederek buraların ilk kurucuları olurlar.

ÜÇGÜL

             Eski ismi Hasenu olup sekiz mezrası vardır.Büyükköy (Dewapil),İbrahimler (İbrahimu), Çobankaya (Kılboğaz), Arıtaş(Mataru),Gökçebağ(Şeru),Sancaklı(Kasımu),Boğaziçi (Serla)ve Gelincik (Serwari) dir.     Geçimi tarım ve hayvancılıktır.Gökçebağ mezrasında okul ve camii Sancaklı da okul ve camii vardı camii yıkılmıştır.Bol sebze yetiştirilirdi.

KARCI

             Servi nin kuzeydoğusunda Genç yolu üzerinde olup bu güzergah üzerindeki son hudut köyümüzdür.Eski ismi Ğeyd olup Doğanca (Pütuw)isminde bir mezrası vardır.Eski bir yerleşim merkezidir.Terörden dolayı göç edilmiş ancak kısmi olarak dönüş yapılmıştır.İsmini kış mevsiminde fazla yağan kardan almıştır.

DOĞANLI

             Murat nehrinin güneyinde olup eski ismi (Kelahsı)dır.Köyde ilkokul vardır.Ormanlık bir köydür.Eski bir yerleşim merkezidir.Köyün mezarlığında bu köylü olan Şeyh Mustafa nın türbesi bir kümbet şeklinde yapılmıştır.Çabuk (Keşu) isminde bir mezrası vardır.Ancak şu anda kimse yaşamıyor.

DEDEBAĞI

             Eski ismi Şehismalu olup Çekmece (Haşbür),Demirboğa (Merg)ve Suveren (Suveyru) isminde üç mezrası vardır.Köy ormanlık bir alanda kurulmuştur.Göç edilmiş ancak kısmi olarak dönüş yapılmıştır.Köy ismini köylünün anlattığına göre Şeyh İsmail isminde bir zattan olmıştır.Zaten köyün kurucusu da bu zattır.Bu zatın mezarı Çekmece mezrasındaki mezarlıktadır. Halk tarafından ziyaret edilmektedir.

             Yaşlılardan öğrendiğimize göre Şeyh İsmail hastalandığında Doğanlı lı Şeyh Mustafa bir hizmetçi gönderir.Palu ağalarından da bir kadın hizmetçi gönderilir.Ancak Palu ağalarının niyeti başka olup şöyledir.Şeyh İsmail ölünce kadın köy Elkafını alıp ağalara götürecekti.Elkaf eskiden köy tapusuna denirdi.Nihayet bir gün Şeyhin hastalığının azdığı bir sabah namazı vaktinde Doğanlı lı hizmetçi abdest almaya gitmiş tam o sırada da Şeyh İsmail vefat etmiş kadın hizmetçi de hemen yastığının altındaki Elkafı almış gece karanlığından yararlanarak hızlı ve fakat yabandan kaçmayı başarmıştır.Bu olaydan sonra burası da ağalık malı olmuş.

             Suveren mezrasından Demiryolu geçmektedir.Mezra Murat Nehri kıyısındadır.Buradaki Demiryolu istasyonu civar halkı için büyük bir avantajdır.Suveren de ayrıca Jandarma Karakolu vardır.Suveren ismini Devlet Demiryolu işçilerine halkın büyük bir ilgi ile içme suyu vermelerinden almaktadır.Bir rivayete göre burada harabe olmuş bir çeşmeden içme suyu alınırdı.

DİKPINAR

            Eski ismi Hacıyu olup ormanlık ve dere yatağında kurulmuştur.Köyde bir ilkokul vardır.Geçimi tarım ve hayvancılığa dayalı idi.Terörden dolayı göç olmuş ancak dönüş olmamıştır.Bol yağış alan bir köyümüzdür.Hele güneyindeki ormanlar geçit vermez sıklıktadır. Köy ismini üç yıl üst üste hacca gitmeye niyetlenen ancak komşu köyden maddi durumu iyi olmayan bir aileye hac için ayırdığı parayı bahş etmesi ve üçüncü yılda hacca gidip dönenler tarafından kendisini mukaddes topraklarda gördüklerini ve bütün rükünlerini beraber yaptıklarını söylemeleri üzerine kendisinin hacı olduğunu bildirmişler.Dördüncü yılda kendisi hacca gitmiş. Dönüşünde Hz.Peygamberi rüyasında gördüğünü ve kendisine biz senden razıyız dediğini söylemiştir.Bu olaya istinaden köyün ismine Hacıyu denildiğini yaşlılardan öğreniyoruz.

GÜZELDERE

Eski ismi gaz olup altı mezrası vardır.Çakmakçı (Keru),İnandık (Serla),Arpalı (Çırık),Görlek (Gört),Ereğli (Halu)ve Yeniler (Hemek) dir.Yolu asfalt olup Jandarma Karakolu vardır.Dünyanın birçok yerinde Ereğli olurda Sivan da olmazmı.Köyde ilkokul mevcuttur.Oldukça geniş bir alana yayılan köy bol rüzgar alır.

ÇAMLIYURT

 

Eski ismi Hüdu dur.Eskiden Güzelder nin mezrası idi.Murat nehrinin güneyindeki yamaçtadır.Köyde camii  ve okul vardır.Köyün altından Demiryolu geçmektedir.Köyün arkası olduğu gibi ormanlıktır.

 


  Ana Sayfa

 


 
 

Copyright ©2006 T.C.Servi Belediye Başkanlığı   bilgi@servi.bel.tr  Designed by KC GRUP
 

SERVİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI ERİŞİM BİLGİLERİ
TELEFON:
(426) 421 70 70
FAKS: (426) 421 70 69